Milyarlarca insanın arasından öylesine biri yada ne biliyim öyle bir şeydi sanırım.. Ha bir de Karadeniz aşığı...

 

Kendime mavi beyaz ekoseli bir gömlek aldım. Bordo oje aldım. Çeşit çeşit kitap aldım. Diyet yapmaya başladım. Saçlarımı uzattım. İçimdeki uçurumları birbirine bağladım bugün. Sen yoksun diye saçlarımı ördüm. Madem ellerimi ellerine öremiyorum. Kalbimi saklama kutusuna aldım. Yağmurun kokusunu içime çekmedim hiç. Sen gelirsin diye penceremde fazladan bir saat daha bekledim. Ellerim üşüdü. Açtım Feridun Düzağaç dinledim. Isınamadım ben bugün. Bu hüzünlü bir yazı değil aslında sadece kafası karışık bir yazı.
Cümlelerime, beni bırakma karışıyor. Annem çay demle diyor. Kitaplar masada okunması lazım mutlaka. Bir adam var hiç görmediğim duymadığım bir adam. kokusunu bile bilmezken ben O adam için yanıyorum burda. Sen hiç yanarken üşüdün mü ? Hiç tavsiye etmiyorum. Uzaklar var aşılmak için. Seviyorsun sonunu bilmeden. İşte öyle bir şey.

kulloziblog:

Halbuki içimde senin aşkına dair öyle şarkılar söyleniyor ki…Nazım Hikmet

kulloziblog:

Halbuki içimde senin aşkına dair öyle şarkılar söyleniyor ki…

Nazım Hikmet

Ben sana yarın sabah da aşık uyanırsam şayet,mantığımın yüzüne bakamam.

Olcay Derecik (via sekesekegeldim)

neyazambilemedim:

”Yıllarca hep zengin, fabrikatör baba rolünü oynadım.
İşin en acıklı kısmı ise bütün gün zengin baba rolünü oynayıp 
çekim bitiminde eve gitmek için soğukta, köşedeki durakta 
dolmuş beklemem olmuştur.”
-Hulusi Kentmen

neyazambilemedim:

”Yıllarca hep zengin, fabrikatör baba rolünü oynadım.

İşin en acıklı kısmı ise bütün gün zengin baba rolünü oynayıp

çekim bitiminde eve gitmek için soğukta, köşedeki durakta

dolmuş beklemem olmuştur.”


-Hulusi Kentmen